ÖZE SOLAK
Merhaba, 1977 yılında Ankara'da doğmuşum. İlk 3 seneme ait hiç birşey hatırlamama rağmen, anlatılanları dinlediğimde oldukça eğleniyorum ve hatta şaşıyorum o yaştaki zekama. Ama şimdi kendimi anlatırken zorlanacağımı bilsem de hala iyi bir dinleyici olduğumu söyleyebilirim. Çocukluğumu dolu dolu yaşadım, fakat doymadım:) Çocuksu ruhumdan da hiç şikayetçi değilim. Çevremdeki insanları bu güne kadar kaybetmediğime bakarsak, onlar da şikayetçi değil demektir:) :) :)
Mesleğimi de çocuk yaşta seçtim zaten. Bunda babamın rolü oldukça büyük. Her kız çocuğu gibi ben de babama hayranım. Ona olan bu hayranlığım beni bu günlere getirdi. Babam, Ankara Devlet Opera ve Balesinde solist sanatçı olduğu için 3 yaşımdan itibaren beni sahneyle tanıştırdı. İlk gittiğim bale (Kuğu Gölü) , dün gibi aklımda. 6 yaşından küçük çocukların girmesi yasaktı ama sessizce balkondan izlemiştim, büyülenmiştim ve dayanamayıp "İŞTEEEEEEEEEE" diye bağırana kadar izleyebilmiştim:) O senelerde çocuk tiyatrosu şimdiki kadar yaygın olmasa da, hem tiyatroyla, hem de opera ve baleyle tanışmıştım. Dün,babamı izlediğim Büyük Tiyatro'da seneler sonra ilk oyunumu (profesyonel anlamda) 2001 yılında oynadım. Ve hala seyirci koltuğunda ayakları yere değmeden oturan minik bir izleyici gördüğümde kendimi hatırlarım...
Minik seyircilerle aramda bambaşka bir iletişim olduğuna inanıyorum, sanırım bu; hem çocuksu ruhumdan, hem de anlatmış olduğum geçmişimden kaynaklanıyor. Bu sebepten, onlardan uzak kalmadım. Mezun olduktan sonra çocuk programı olsun, çocuk oyunu olsun oldukça seçici davrandım. Şu sıralarda da "Tiyatro Yeniden"de biri Kültür Bakanlığı Büyük Ödülü almış 2 tane çocuk oyununda oynuyorum.
Karakterimin oturmasında ise ablamın ve annemin rolü çok büyüktür. Ablamdan kendime güvenmeyi ve güçlü olmayı öğrendim. Küçük yaşta sosyal bir insan olmama neden olduğu için ona çok şey borçluyum. Ve annem... benim her şeyim... O kadar derin duygulara sahiptir ki o, duygularımı ondan aldığıma inanıyorum.

